Antakya'daki Müzeler ve Tarihi Yapılar
Binlerce yıllık tarihi geçmişiyle Anadolu'nun en kadim şehirlerinden biri olan Antakya, farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan eşsiz bir açık hava müzesi niteliğindedir. MÖ 300 yılında Büyük İskender'in generallerinden I. Seleukos Nikator tarafından kurulan ve Roma İmparatorluğu döneminde Doğu'nun Kraliçesi unvanıyla anılan şehir, Hristiyanlığın ilk yayılmaya başladığı merkezlerden biri olarak dinler tarihi açısından da büyük önem taşımaktadır. Hitit, Asur, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Memlük ve Osmanlı gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Antakya, bu zengin tarihsel birikimi günümüze taşıyan müze ve tarihi yapılarıyla ziyaretçilerini adeta zaman yolculuğuna çıkarmaktadır. 2023 yılında yaşanan deprem felaketinden etkilenen ancak kültürel mirasının önemli bir bölümünü korumayı başaran kent, yeniden ayağa kalkarak tarih meraklılarını ağırlamaya devam etmektedir.
Antakya'nın en önemli kültür hazinelerinden biri olan Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en büyük mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapmaktadır. 1932 yılında kurulan ve 2023 depreminden sonra yenilenen müze, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait olağanüstü güzellikteki mozaiklerin yanı sıra heykeller, lahitler, sikkeler ve günlük kullanım eşyalarından oluşan zengin bir koleksiyona sahiptir. Antakya ve çevresindeki antik yerleşimlerden çıkarılan ve MS 1-5. yüzyıllara tarihlenen mozaikler, dönemin mitolojik hikayeleri, günlük yaşam sahneleri ve geometrik desenleriyle ziyaretçileri büyülemektedir. "Defne'nin Kaçışı", "Dört Mevsim", "Okeanos ve Tethys" gibi ünlü mozaikler, Roma dönemi sanatının en zarif örnekleri arasında yer almaktadır.
Antakya'nın tarihi dokusunu en iyi yansıtan bölgelerden biri olan Kurtuluş Caddesi ve çevresi, Roma döneminden kalma yer altı galerilerinden Osmanlı dönemine ait geleneksel konaklara kadar uzanan çok katmanlı bir mimari hazine sunmaktadır. St. Pierre Kilisesi (Sen Piyer Kilisesi) olarak bilinen ve dünyanın ilk mağara kiliselerinden biri kabul edilen yapı, Hristiyanlık tarihinin en önemli merkezlerinden biridir ve Vatikan tarafından hac yeri ilan edilmiştir. Habib Neccar Camii, İslam tarihinde Arap yarımadası dışında inşa edilen ilk camilerden biri olarak büyük değer taşımaktadır. Antakya'nın dar sokakları boyunca sıralanan ve avlulu yapılarıyla dikkat çeken geleneksel Antakya evleri, Osmanlı mimarisinin bölgesel özelliklerini yansıtan en güzel örnekler arasındadır.
Antakya Medeniyetler Korosu Kültür Evi olarak hizmet veren tarihi Ortodoks Kilisesi, kentin çok kültürlü yapısını ve dini çeşitliliğini yansıtan önemli bir mekândır. Uzun Çarşı ve çevresindeki tarihi kapalı çarşı kompleksi, yüzyıllardır canlılığını koruyan ticaret geleneğinin merkezi olarak dikkat çekmektedir. Eski Antakya evlerinde hizmet veren etnografya müzeleri ve kültür evleri, bölgenin geleneksel yaşam tarzını, el sanatlarını ve mutfak kültürünü ziyaretçilere tanıtmaktadır. Antakya Kent Müzesi ise şehrin kuruluşundan günümüze kadar olan tarihsel sürecini kronolojik olarak anlatan sergileriyle, kent tarihine ışık tutmaktadır.
Antakya çevresinde yer alan Titus Tüneli, Beşikli Mağara ve Çevlik antik liman kalıntıları, bölgenin Roma dönemindeki önemini gösteren muhteşem mühendislik harikalarıdır. MS 1. yüzyılda, İmparator Vespasianus döneminde inşasına başlanan ve oğlu Titus döneminde tamamlanan Titus Tüneli, Roma'nın en etkileyici su mühendisliği projelerinden biridir. Daphne (Harbiye) antik yerleşimi, mitolojik hikâyelere konu olan şelaleleri ve Apollon Tapınağı kalıntılarıyla, Roma döneminde Antakya'nın sayfiye yeri olarak kullanılmıştır. Bu zengin tarih ve kültür mirasıyla Antakya, Ortadoğu'nun kültür başkentlerinden biri olarak, farklı medeniyetlerin, dinlerin ve kültürlerin buluşma noktası olmaya devam etmektedir.
Antakya'nın En İyi Müzeleri ve Tarihi Yapıları
Akdeniz'in doğu kıyılarında konumlanan kadim kent Antakya, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, eşsiz kültürel zenginliğe sahip bir açık hava müzesi niteliğindedir. Hitit, Asur, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyan bu tarihi şehir, 23 farklı medeniyetin kültürel mirasını bünyesinde barındırmaktadır. Asi Nehri'nin verimli topraklarında kurulan ve İpek Yolu üzerindeki stratejik konumuyla her dönem önem taşıyan Antakya, dünyanın en eski yerleşimlerinden biridir. Farklı dinlerin, dillerin ve kültürlerin harmanlandığı bu kadim kent, ziyaretçilerine binlerce yıllık tarih yolculuğuna çıkma fırsatı sunmaktadır.
Antakya'daki müzeler, dünya çapında üne sahip, benzersiz arkeolojik buluntuları ve sanat eserlerini sergilemektedir. Roma ve Bizans dönemlerinden kalma, ustalıkla işlenmiş mozaikler, dönemin sosyal yaşamı, mitolojik hikayeleri ve sanatsal yaklaşımı hakkında eşsiz bilgiler sunan nadide eserlerdir. Müzelerde sergilenen antik heykeller, sikkeler, takılar, cam eşyalar ve günlük kullanım objeleri, ziyaretçilere geçmiş medeniyetlerin yaşam tarzlarını yakından tanıma imkânı vermektedir. Modern sergileme teknikleriyle donatılmış müzelerdeki interaktif bilgi panoları ve çok dilli rehberlik hizmetleri, tarihi eserlerin hikâyelerini her yaştan ziyaretçiye etkili bir şekilde aktarmaktadır.
1. Saint Pierre Kilisesi Hristiyanlığın ilk kilisesi olduğu tahmin edilen kadim yapının Türkiye’de, Hatay’ın Antakya ilçesinde yer aldığını biliyor muydunuz. Antakya Reyhanlı yolu üzerinde ve şehir merkezine yaklaşık 2 kilometre mesafede bulunan Saint Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Dağı’na da oldukça yakın bir konuma sahip. Bu kilisenin en ilginç özelliklerinden biri doğal bir mağara formunda olması.
Antakya'nın tarihî dokusunu oluşturan sokakları, evleri, hanları ve çarşıları, geleneksel Antakya mimarisinin en güzel örneklerini sergilemektedir. Taş işçiliğinin incelikle kullanıldığı tarihi konutlar, ahşap cumbaları, avlulu yapıları ve çıkmalı pencereleriyle bölgeye özgü bir mimari tarzı yansıtmaktadır. Dar ve kıvrımlı sokaklar boyunca uzanan tarihi çarşılar, yüzyıllardır canlılığını koruyarak geleneksel ticaret kültürünün sürdürüldüğü otantik mekânlardır. Şehrin her köşesinde karşılaşılabilecek antik sütunlar, kitabeler ve mimari kalıntılar, Antakya'nın katmanlı tarihsel dokusunun birer şahidi olarak ziyaretçileri selamlamaktadır.
İnanç turizmi açısından büyük önem taşıyan Antakya, farklı dinlere ait ibadet yerlerinin bir arada bulunduğu nadir şehirlerden biridir. Hristiyanlığın ilk yayıldığı merkezlerden biri olarak bilinen kentte, erken dönem Hristiyanlığa ait kiliseler, mağara ibadethaneleri ve dini yapılar önemli hac noktalarıdır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalma camiler, zarif minareleri, taç kapıları ve geometrik süslemeleriyle İslam mimarisinin mükemmel örneklerini sergilemektedir. Sinagoglar, türbeler ve diğer dini yapılar, Antakya'nın çok kültürlü yapısının ve hoşgörü geleneğinin somut ifadeleri olarak şehrin dokusuna ayrı bir zenginlik katmaktadır.
Antakya'nın çevresindeki antik kentler, su kemerleri, köprüler ve nekropoller, bölgenin binlerce yıllık geçmişine ışık tutan arkeolojik hazinelerdir. Roma döneminden kalma görkemli tiyatrolar, tapınaklar ve hamam kompleksleri, dönemin mimari dehasını ve mühendislik becerilerini gözler önüne sermektedir. Kilometrelerce uzanan su kemerleri ve kanallar, antik dönemde şehre su taşımak için tasarlanan mühendislik harikalarıdır. Kayalara oyulmuş mezar odaları, anıt mezarlar ve lahitler, antik dönem cenaze kültürünü ve ölüm sonrası inanışları anlamamıza yardımcı olan önemli tarihî yapılardır.
Antakya'ya Gitmek İçin 10 Neden
1. Eşsiz Mutfak Kültürü ve Gastronomi Deneyimi
Antakya mutfağı, UNESCO tarafından "Gastronomi Şehri" unvanıyla taçlandırılmış olup, dünya çapında ünlü 600'den fazla yerel lezzetiyle gurme gezginler için adeta bir cennettir. Künefe, humus, zahter, biberli ekmek, oruk ve muhammara gibi eşsiz tatlar, Arap, Türk, Ermeni ve Yahudi mutfaklarının harmonisini yansıtarak binlerce yıllık kültürel etkileşimin damağınızda iz bırakan sonuçlarını sunar. Uzun Çarşı'daki geleneksel restoranlarda ve lokantalarında yiyeceğiniz her lokmada tarihin ve medeniyetlerin kesişimini deneyimleyebilir, yemek kültürünün sadece karın doyurmanın ötesinde bir yaşam biçimi ve sanat olduğunu keşfedebilirsiniz.
2. Zengin Tarih ve Çok Kültürlü Miras
Antakya, MÖ 300 yılında Büyük İskender'in generallerinden Seleukos Nikator tarafından kurulmuş ve Helenistik dönemden Roma'ya, Bizans'tan Osmanlı'ya kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, dünyanın en eski yerleşimlerinden biridir. Hıristiyanlığın ilk yayıldığı merkezlerden biri olarak Saint Pierre Kilisesi, dünyanın ilk mağara kilisesi olma özelliği taşımakta ve hala hac merkezi olarak önemini korumaktadır. Farklı din ve kültürlerin barış içinde yaşadığı bu kadim şehirde, camilerin, kiliselerin, havraların ve tarihi Antakya evlerinin yan yana var oluşu, insanlık tarihinin nadir hoşgörü örneklerinden birini oluşturmaktadır.
3. Hatay Arkeoloji Müzesi ve Dünyaca Ünlü Mozaikleri
Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en büyük mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yaparak, Roma dönemine ait nadide eserleri ziyaretçilerinin beğenisine sunmaktadır. Müzede sergilenen ve özellikle Defne, Harbiye bölgelerinden çıkarılan mozaikler, 2000 yılı aşkın bir sanatsal mükemmelliğin ve teknik ustalığın göstergesi olarak büyüleyici hikayeleri resmetmektedir. "Meyve Taşıyan Kızlar", "Yakılan Psykhe" ve "Dört Mevsim" gibi dünyaca ünlü mozaikler, antik çağın yaşam tarzını, mitolojik hikayelerini ve estetik anlayışını günümüze taşıyan eşsiz zaman kapsülleri niteliğindedir.
4. Doğal Güzellikler ve Harbiye Şelaleleri
Antakya'nın 7 kilometre güneyinde yer alan ve mitolojide Daphne olarak bilinen Harbiye, zümrüt yeşili doğası ve irili ufaklı onlarca şelalesiyle doğa tutkunları için vazgeçilmez bir duraktır. Defne ağaçları, okaliptüsler ve çınar ağaçlarıyla çevrili şelalelerin serin atmosferinde yapacağınız yürüyüşler, şehrin sıcağından kaçıp doğanın kucağında dinlenmenize olanak tanır. Mitolojiye göre Apollon tarafından takip edilen Daphne'nin defne ağacına dönüşümünün gerçekleştiği bu efsanevi mekan, hem tarihi hem de doğal güzellikleri bir arada sunarak, ziyaretçilerine masalsı bir deneyim vaat etmektedir.
5. Samandağ Plajları ve Deniz Kaplumbağaları
Antakya'ya 25 kilometre mesafede bulunan Samandağ plajları, 14 kilometre uzunluğundaki el değmemiş kumsalıyla Akdeniz'in saklı cennetlerinden biridir. Deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta ve Chelonia mydas) en önemli yuvalama alanlarından biri olan bu doğa harikası plajda, haziran-eylül ayları arasında kaplumbağa yavrularının denize doğru yolculuğuna tanık olabilirsiniz. Plaj boyunca uzanan restoranlarda taze deniz ürünlerinin tadını çıkarabilir, Musa Ağacı ve Titus Tüneli gibi tarihi yapıları ziyaret edebilir ve kalabalık turist destinasyonlarından uzak, daha otantik bir Akdeniz deneyimi yaşayabilirsiniz.
6. İnanç Turizmi ve Dini Merkezler
Antakya, üç semavi dinin birlikte huzur içinde yaşadığı nadir yerlerden biri olarak, zengin bir inanç turizmi potansiyeli sunmaktadır. Hristiyanlık tarihinde büyük öneme sahip Saint Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii (Anadolu'daki ilk camilerden biri) ve Antakya Ortodoks Kilisesi gibi dini yapılar, farklı inançlara mensup ziyaretçiler için önemli hac noktalarıdır. Şehir merkezinde yürürken yan yana göreceğiniz farklı dini yapılar, Antakya'nın yüzyıllardır sürdürdüğü barış içinde bir arada yaşama kültürünün en somut örneklerini oluşturarak, ziyaretçilerine manevi bir yolculuk imkanı sunmaktadır.
7. Geleneksel Antakya Evleri ve Özgün Mimari
Antakya'nın tarihi dokusu içinde yer alan geleneksel evleri, taş işçiliği, avlulu yapısı ve özgün mimarisiyle Anadolu'nun en iyi korunmuş sivil mimari örnekleri arasındadır. Genellikle iki katlı olan bu evlerin iç avluları (hayat), yüksek duvarlarla çevrili olup, ailelerin mahremiyetini korurken aynı zamanda sosyal yaşamın merkezi olarak işlev görmektedir. Son yıllarda butik otel veya restoranlara dönüştürülen bazı tarihi Antakya evlerinde konaklayarak veya yemek yiyerek, orijinal dokusunu koruyan bu mekanlarda geçmişle bağ kurabilir, taş duvarlara ve ahşap işçiliğine sinmiş yüzyılların hikayesini deneyimleyebilirsiniz.
8. El Sanatları ve Geleneksel Alışveriş
Antakya'nın Uzun Çarşı ve tarihi çarşılar bölgesi, geleneksel el sanatlarının hala yaşatıldığı, otantik alışveriş deneyimi arayanlar için eşsiz bir destinasyondur. İpekli dokumalar, bakır işlemeciliği, defne sabunu, Hatay içli tepsi kebabı baharatı ve yerel üretim zeytinyağı gibi yöreye özgü ürünleri doğrudan ustalarından veya yerel üreticilerden satın alabilirsiniz. Çarşıda dolaşırken taş duvarlara sinmiş tarihin kokusunu içinize çekerken, nesillerdir aynı dükkanda aynı zanaatı sürdüren ustaların hikayelerini dinleyebilir, sadece ürünleri değil aynı zamanda kültürel bir mirası da eve götürebilirsiniz.
9. Titus Tüneli ve Beşikli Mağara
Samandağ ilçesinde bulunan Titus Tüneli, Roma İmparatoru Vespasianus ve oğlu Titus döneminde inşa edilmiş, antik dünyanın mühendislik harikalarından biridir. MÖ 1. yüzyılda dağdan gelen sel sularını kontrol etmek için tamamen insan gücüyle kayaları oyarak yapılan bu tünel, 1380 metre uzunluğa sahip olup, dönemin teknik imkanlarıyla böyle bir yapının nasıl inşa edildiğini düşündüren etkileyici bir mühendislik başarısını temsil etmektedir. Tünelin yakınındaki Beşikli Mağara'da bulunan kaya mezarları ve kabartmalar, Roma döneminden kalan önemli kalıntılar arasında yer alarak, bölgenin zengin arkeolojik mirasına dair ipuçları sunmaktadır.
10. Yerel Festivaller ve Kültürel Etkinlikler
Antakya, yıl boyunca düzenlenen çeşitli festival ve etkinliklerle canlı bir kültür hayatı sunmaktadır. Uluslararası Antakya Film Festivali, Hatay Gastronomi Günleri, Geleneksel El Sanatları Festivali ve dini bayramlar sırasında düzenlenen özel etkinlikler, şehrin çok kültürlü yapısını yansıtan zengin bir sosyal program oluşturmaktadır. Bu festivallere katılarak yerel müzisyenlerin performanslarını izleyebilir, yöresel dans gösterilerini seyredebilir ve farklı kültürlerin bir arada kutladığı özel günlere tanık olabilir, böylece Antakya'nın sadece tarihine değil, yaşayan kültürel mirasına da dokunma şansı bulabilirsiniz.
Antakya Müze ve Tarihi Yapı Önerileri
Antakya, binlerce yıllık tarihi geçmişi ve farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan zengin kültürel mirası ile Anadolu'nun en önemli açık hava müzelerinden biridir. Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en büyük mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yaparak, Roma ve Bizans dönemlerinin sanatsal dehasını gözler önüne sermektedir. Antakya'nın tarihi sokakları, geleneksel evleri ve dini yapıları, şehrin çok kültürlü geçmişine ışık tutan eşsiz bir mimari doku oluşturmaktadır.
Hristiyanlığın ilk yayıldığı merkezlerden biri olan Antakya, St. Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii ve Ortodoks Kilisesi gibi farklı inançlara ait ibadet yerleriyle inanç turizminin de önemli destinasyonlarındandır. Uzun Çarşı ve tarihi ticaret merkezleri, yüzyıllardır sürdürülen zanaat geleneklerinin yaşatıldığı, otantik alışveriş deneyimleri sunan mekânlardır. Kent Müzesi ve etnografya müzeleri, Antakya'nın tarihsel ve kültürel katmanlarını kronolojik olarak ziyaretçilere aktarmaktadır.
Antakya'nın çevresindeki antik kentler, su kemerleri, tüneller ve nekropoller, bölgenin arkeolojik zenginliğini ortaya koyan nadide eserlerdir. Özellikle Titus Tüneli, Roma döneminin etkileyici mühendislik başarılarından biridir. Harbiye şelaleleri ve Samandağ plajları, doğal güzellikleriyle ziyaretçilere büyüleyici bir manzara sunarken, deniz kaplumbağalarının yuvalama alanları olarak ekolojik öneme de sahiptir.
UNESCO tarafından Gastronomi Şehri unvanına layık görülen Antakya, 600'den fazla yerel lezzetiyle dünya mutfakları arasında seçkin bir yere sahiptir. Yıl boyunca düzenlenen kültür-sanat festivalleri, şehrin canlı ve renkli atmosferini yansıtırken, yerel halkın misafirperverliği ziyaretçilere kendilerini evlerinde hissetme imkânı sunmaktadır.
2023 depremlerinden etkilenmesine rağmen ayakta kalmayı başaran Antakya, sahip olduğu tüm bu kültürel ve doğal değerlerle geçmişten günümüze uzanan bir tarih ve medeniyet beşiğidir. Antakya'yı ziyaret etmek, insanlığın ortak mirası olan bu eşsiz hazineyi keşfetmek ve farklı kültürlerin bir arada yarattığı muhteşem sentezi deneyimlemek anlamına gelmektedir. Tarihi koruma çalışmaları ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla Antakya, gelecek nesillere aktarılması gereken dünya mirası olma özelliğini korumaya devam edecektir.
Antakya: Medeniyetlerin Buluştuğu Kadim Kent ve Kültürel Hazineleri
Binlerce yıllık tarihiyle Anadolu'nun en kadim şehirlerinden biri olan Antakya, Hitit'ten Osmanlı'ya 23 farklı medeniyetin izlerini taşıyan eşsiz bir kültür hazinesidir. Hatay Arkeoloji Müzesi'nin dünyanın en büyük mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapması, St. Pierre Kilisesi'nin erken Hıristiyanlık tarihindeki önemi ve Habib Neccar Camii'nin İslam dünyasındaki yeri, kentin kültürel zenginliğinin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturmaktadır. Uzun Çarşı'daki geleneksel dükkânlardan Kurtuluş Caddesi'nin tarihi yapılarına, Roma döneminden kalma yer altı galerilerinden Osmanlı konaklarına kadar pek çok tarihi eser, kentin çok katmanlı yapısını gözler önüne sermektedir.
UNESCO tarafından "Gastronomi Şehri" unvanıyla taçlandırılan Antakya mutfağı, 600'den fazla yerel lezzetiyle Arap, Türk, Ermeni ve Yahudi mutfaklarının harmonisini yansıtmakta ve ziyaretçilerine benzersiz bir gastronomi deneyimi sunmaktadır. Künefe, humus, zahter, biberli ekmek gibi dünyaca ünlü lezzetlerin yanı sıra yerel baharat karışımları, defne sabunu, ipekli dokumalar ve bakır işlemeciliği gibi el sanatları da kentin kültürel mirasının önemli parçalarıdır. Farklı dinlere ait ibadet yerlerinin bir arada bulunduğu Antakya'da camilerin, kiliselerin ve havraların yan yana varlığı, kentin tarih boyunca sürdürdüğü barış içinde bir arada yaşama kültürünün en somut göstergelerinden biridir.
Antakya'nın çevresindeki doğal güzellikler ve tarihi yapılar da kentin cazibe merkezlerini oluşturmaktadır. Mitolojide Daphne olarak bilinen Harbiye'deki şelaleler, zümrüt yeşili doğası ve efsanevi atmosferiyle ziyaretçilere masalsı bir deneyim sunarken, Samandağ'daki 14 kilometre uzunluğundaki el değmemiş plajlar deniz kaplumbağalarının yuvalama alanı olarak ekolojik öneme sahiptir. Roma döneminden kalma Titus Tüneli ve Beşikli Mağara gibi mühendislik harikaları, antik dönemin teknik başarılarını gözler önüne seren etkileyici yapılardır.
Antakya'nın geleneksel evleri, taş işçiliği, avlulu yapısı ve özgün mimarisiyle Anadolu'nun en iyi korunmuş sivil mimari örnekleri arasında yer almakta ve kentin tarihsel dokusunu zenginleştirmektedir. Son yıllarda butik otel veya restoranlara dönüştürülen bu evlerde konaklayarak şehrin otantik atmosferini deneyimlemek mümkündür. Yıl boyunca düzenlenen Uluslararası Antakya Film Festivali, Hatay Gastronomi Günleri ve Geleneksel El Sanatları Festivali gibi etkinlikler, kentin canlı kültür hayatına katkıda bulunmakta ve ziyaretçilere yerel gelenekleri tanıma fırsatı sunmaktadır.
2023 depreminden etkilenmesine rağmen kültürel mirasının önemli bir bölümünü korumayı başaran Antakya, yeniden ayağa kalkarak tarih meraklılarını ağırlamaya devam etmektedir. Pek çok uygarlığın kesişim noktasında yer alan bu kadim kent, yalnızca Türkiye'nin değil, tüm insanlığın ortak mirası olarak korunması ve gelecek nesillere aktarılması gereken bir kültür hazinesidir. Sürdürülebilir turizm yaklaşımları ve tarihi koruma çalışmalarıyla desteklenen Antakya, binlerce yıllık tarihini ve kültürel çeşitliliğini, medeniyetlerin buluşma noktası olma özelliğini koruyarak geleceğe taşımaya devam edecektir.