Hatay'daki Müzeler ve Tarihi Yapılar
Anadolu'nun en kadim şehirlerinden biri olan Hatay, binlerce yıllık tarihi boyunca onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış, kültürlerin ve dinlerin kesiştiği eşsiz bir coğrafyada yer almaktadır. Hitit, Asur, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Memlük ve Osmanlı gibi büyük imparatorlukların izlerini taşıyan bu topraklar, dünyanın en zengin arkeolojik ve tarihi miraslarından birine sahiptir. Üç semavi dinin bir arada yaşadığı hoşgörü şehri olarak bilinen Hatay, Hristiyanlığın ilk yayıldığı merkezlerden biri olması bakımından da dini tarih açısından büyük önem taşımaktadır. 2023 yılında yaşanan büyük deprem felaketinden ciddi şekilde etkilenen kent, tüm zorluklara rağmen kültürel mirasını korumaya ve ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir.
Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en zengin mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapması bakımından sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da en önemli müzelerinden biridir. 1932 yılında kurulan ve deprem sonrası yeniden düzenlenen müzede, antik dönemlerden kalma 3500 metrekarelik alanı kaplayan muhteşem mozaikler sergilenmektedir. "Defne'nin Kaçışı", "Dört Mevsim", "Okeanos ve Tethys" gibi ünlü mozaikler, Roma ve Bizans dönemlerinin sanatsal dehasını yansıtan başyapıtlar arasında yer almaktadır. Müzede ayrıca, Neolitik dönemden Osmanlı dönemine kadar uzanan geniş bir zaman dilimine ait heykeller, lahitler, sikkeler, cam eserler ve günlük kullanım eşyaları da bulunmaktadır.
Hristiyanlık tarihinin en önemli merkezlerinden biri olan St. Pierre Kilisesi (Sen Piyer Kilisesi), Hatay'ın Antakya ilçesinde Habib-i Neccar Dağı eteklerinde yer alan ve dünyanın ilk mağara kiliselerinden biri olarak kabul edilmektedir. MS 1. yüzyılda oyulan mağarada, Havarilerin ilk dini toplantılarını yaptığı ve "Hristiyan" adının ilk kez burada kullanıldığı düşünülmektedir. Vatikan tarafından hac yeri ilan edilen kilise, her yıl dünyanın dört bir yanından gelen binlerce Hristiyan ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Mozaik Yolu, Harbiye Şelaleleri (antik Daphne), Titus Tüneli ve Beşikli Mağara gibi diğer önemli tarihi mekânlar, Hatay'ın Roma dönemindeki ihtişamını gözler önüne sermektedir.
Hatay'ın zengin mimari mirası, kent merkezindeki tarihi sokaklarda ve Uzun Çarşı gibi geleneksel ticaret alanlarında hala canlılığını korumaktadır. Habib-i Neccar Camii, Arap yarımadası dışında inşa edilen ilk camilerden biri olarak İslam tarihi açısından büyük önem taşımaktadır. Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami ve medreseler ile avlulu geleneksel Antakya evleri, kentin tarihsel dokusunu oluşturan önemli yapılardır. Tüm dinlerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı Hatay'da Katolik, Ortodoks ve Protestan kiliseleri, sinagog ve camiler yan yana bulunmakta, bu çok kültürlü yapı kentin en önemli özelliklerinden birini oluşturmaktadır.
Hatay'ın diğer ilçelerindeki tarihi yapılar ve arkeolojik alanlar da bölgenin zengin kültürel mirasını tamamlamaktadır. İskenderun'daki tarihi kiliseler ve Osmanlı yapıları, Samandağ'daki Titus Tüneli ve antik Seleucia Pieria limanı, Arsuz'daki antik yerleşimler ve Reyhanlı'daki Tell Atchana (Alalah) höyüğü, bölgenin çok katmanlı tarihine ışık tutmaktadır. Hatay Etnografya Müzesi, kent müzeleri ve kültür evleri, bölgenin zengin el sanatları, geleneksel yaşam tarzı ve dünyaca ünlü mutfak kültürünü ziyaretçilere tanıtmaktadır. Tüm bu kültürel zenginlikleriyle Hatay, Akdeniz'in doğu kıyısında, farklı medeniyetlerin, dinlerin ve kültürlerin harmonisini yaşatan eşsiz bir açık hava müzesi olarak, tarih meraklılarını kendine çekmeye devam etmektedir.
Hatay'ın En İyi Müzeleri ve Tarihi Yapıları
Akdeniz'in doğu kıyısında stratejik konumuyla binlerce yıldır medeniyetlerin kesişme noktası olan Hatay, eşsiz bir tarihi ve kültürel mirasa ev sahipliği yapmaktadır. Hitit, Asur, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi tam 23 farklı medeniyetin izlerini taşıyan bu kadim topraklar, dünyanın en zengin arkeolojik bölgelerinden biri olarak kabul edilmektedir. İpek Yolu üzerindeki konumu ve Asi Nehri'nin bereketli vadisinde kurulması, Hatay'ı tarih boyunca cazibe merkezi haline getirmiştir. Farklı dinlerin, dillerin ve kültürlerin harmanlandığı bu eşsiz coğrafya, ziyaretçilerine adeta açık hava müzesi niteliğinde bir deneyim sunmaktadır.
Hatay'daki müzeler, dünya çapında üne sahip benzersiz arkeolojik koleksiyonları ve sanat eserleriyle uluslararası ölçekte hayranlık uyandırmaktadır. Roma ve Bizans dönemlerine ait muhteşem mozaikler, dönemin günlük yaşamını, mitolojik hikayelerini ve inanç sistemlerini yansıtan eşsiz görsel belgeler niteliğindedir. Müzelerde sergilenen antik heykeller, sikkeler, cam eserler, takılar ve günlük kullanım objeleri, binlerce yıl öncesinin yaşam tarzını ve estetik anlayışını günümüze taşımaktadır. Modern sergileme teknikleriyle donatılmış bu kültür kurumları, ziyaretçilere interaktif bir deneyim sunarak, Hatay'ın çok katmanlı tarihini keşfetme fırsatı vermektedir.
1. Saint Pierre Kilisesi Hristiyanlığın ilk kilisesi olduğu tahmin edilen kadim yapının Türkiye’de, Hatay’ın Antakya ilçesinde yer aldığını biliyor muydunuz. Antakya Reyhanlı yolu üzerinde ve şehir merkezine yaklaşık 2 kilometre mesafede bulunan Saint Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Dağı’na da oldukça yakın bir konuma sahip. Bu kilisenin en ilginç özelliklerinden biri doğal bir mağara formunda olması.
Hatay'ın tarihî kent dokusu, dar sokakları, avlulu evleri, hanları, hamamları ve çarşılarıyla geleneksel mimari zenginliğin en güzel örneklerine sahiptir. Taş işçiliğinin incelikle uygulandığı tarihi konutlar, ahşap cumbaları, kemerli kapıları ve çıkmalı pencereleriyle bölgeye özgü mimari karakteri yansıtmaktadır. Yüzlerce yıllık çınar ağaçlarının gölgesindeki tarihi çarşılar, geleneksel el sanatları ve yöresel lezzetlerin sergilendiği canlı mekânlar olarak şehrin nabzını tutmaktadır. Restore edilen tarihi yapılar, butik oteller, kafe ve restoranlarla yeniden işlevlendirilerek, geçmiş ile günümüz arasında kültürel bir köprü oluşturmaktadır.
İnanç turizmi açısından eşsiz değere sahip Hatay, farklı dinlere ait ibadet yerlerinin bir arada bulunduğu hoşgörü şehri olarak bilinmektedir. Hristiyanlığın ilk yayıldığı merkezlerden biri olan bölgede, erken dönem Hristiyanlığa ait kiliseler, mağara ibadethaneleri ve manastırlar önemli hac destinasyonlarıdır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalma camiler, zarif minareleri, mukarnasları ve geometrik süslemeleriyle İslam mimarisinin nadide örneklerini sergilemektedir. Sinagoglar, havralar ve farklı inançlara ait ibadet yapıları, Hatay'ın çok kültürlü kimliğinin en somut ifadeleri olarak şehrin dokusuna benzersiz bir zenginlik katmaktadır.
Hatay'ın çevresindeki antik kentler, su kemerleri, köprüler ve nekropoller, bölgenin binlerce yıllık tarihine ışık tutan arkeolojik hazinelerdir. Roma döneminden kalma görkemli tiyatrolar, stadyumlar, tapınaklar ve hamam kompleksleri, dönemin mimari dehasını ve mühendislik becerilerini gözler önüne sermektedir. Kayalara oyulmuş mezar odaları, lahitler ve anıt mezarlar, antik dönem cenaze geleneklerini ve ölüm sonrası inanışları anlamamıza yardımcı olan önemli tarihî yapılardır. Doğal güzelliklerle iç içe geçmiş bu arkeolojik alanlar, fotoğraf meraklıları ve tarih tutkunları için eşsiz manzaralar sunmakta, her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi bölgeye çekmektedir.
Hatay'a Gitmek İçin 10 Neden
1. Eşsiz Gastronomi Deneyimi ve UNESCO Tescilli Mutfak Kültürü
Hatay, 2017 yılında UNESCO tarafından "Gastronomi Şehri" unvanı verilen, dünya çapında üne sahip 600'den fazla yerel lezzetiyle Türkiye'nin gastronomi başkenti olarak kabul edilmektedir. Künefe, humus, oruk, zahter, Hatay kebabı, tepsi oruğu ve muhammara gibi eşsiz tatlar, Arap, Türk, Ermeni ve Yahudi mutfaklarının harmonisini yansıtarak binlerce yıllık kültürel etkileşimin damağınızda iz bırakan sonuçlarını sunar. Uzun Çarşı'daki geleneksel restoranlarda veya yerel ustalara ait küçük lokantalarda tadacağınız her lokma, Hatay'ın köklü tarihini ve medeniyetler mozaiğini yansıtan bir gastronomi yolculuğuna dönüşecektir.
2. Zengin Tarih ve Medeniyetler Mozaiği
Hatay, MÖ 300'lü yıllardan günümüze kadar Helenistik dönem, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış, dünyanın en eski yerleşimlerinden biridir. Hristiyanlığın ilk yayıldığı merkezlerden biri olarak Saint Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii (Anadolu'daki ilk camilerden biri), Katolik Kilisesi ve Sinagog gibi farklı dinlere ait ibadethanelerin bir arada bulunması, şehrin eşsiz kültürel dokusunu oluşturmaktadır. Farklı din ve kültürlerin barış içinde yaşadığı bu kadim şehirde, camilerin, kiliselerin, havraların ve tarihi evlerin yan yana var oluşu, insanlık tarihinin nadir hoşgörü örneklerinden birini temsil etmektedir.
3. Dünyaca Ünlü Hatay Arkeoloji Müzesi ve Mozaik Koleksiyonu
Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en geniş mozaik koleksiyonlarından birine ev sahipliği yaparak, Roma ve Bizans dönemlerine ait nadide eserleri ziyaretçilerinin beğenisine sunmaktadır. Müzede sergilenen ve özellikle Defne, Harbiye ve Antakya bölgelerinden çıkarılan mozaikler, 2000 yılı aşkın bir sanatsal mükemmelliğin ve teknik ustalığın göstergesi olarak mitolojik hikayeleri ve dönemin yaşam tarzını günümüze taşımaktadır. "Meyve Taşıyan Kızlar", "Yakılan Psykhe", "Dört Mevsim" ve "Okeanos ve Tethys" gibi dünyaca ünlü mozaikler, antik çağın yaşam tarzını, mitolojik hikayelerini ve estetik anlayışını günümüze taşıyan eşsiz zaman kapsülleri niteliğindedir.
4. Doğal Güzellikler ve Harbiye Şelaleleri
Hatay'ın Antakya ilçesinin güneyinde yer alan ve mitolojide Daphne olarak bilinen Harbiye, zümrüt yeşili doğası ve irili ufaklı onlarca şelalesiyle doğa tutkunları için vazgeçilmez bir duraktır. Defne ağaçları, okaliptüsler ve çınar ağaçlarıyla çevrili şelalelerin serin atmosferinde yapacağınız yürüyüşler, şehrin sıcağından kaçıp doğanın kucağında dinlenmenize olanak tanırken, şelale kenarındaki restoranlarda yöresel lezzetleri tadabilirsiniz. Mitolojiye göre Apollon tarafından takip edilen Daphne'nin defne ağacına dönüşümünün gerçekleştiği bu efsanevi mekan, hem tarihi hem de doğal güzellikleri bir arada sunarak, ziyaretçilerine masalsı bir deneyim vaat etmektedir.
5. Samandağ Plajları ve Deniz Kaplumbağaları Koruma Alanı
Hatay'ın Samandağ ilçesi, 14 kilometre uzunluğundaki el değmemiş kumsalıyla Akdeniz'in saklı cennetlerinden biridir. Deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta ve Chelonia mydas) en önemli yuvalama alanlarından biri olan bu doğa harikası plajda, haziran-eylül ayları arasında kaplumbağa yavrularının denize doğru yolculuğuna tanık olabilir, ekolojik koruma projelerine katılabilirsiniz. Plaj boyunca uzanan restoranlarda taze deniz ürünlerinin tadını çıkarabilir, Musa Ağacı ve Titus Tüneli gibi tarihi yapıları ziyaret edebilir ve kalabalık turist destinasyonlarından uzak, daha otantik bir Akdeniz deneyimi yaşayabilirsiniz.
6. İnanç Turizmi ve Dini Merkezler
Hatay, üç semavi dinin birlikte huzur içinde yaşadığı nadir yerlerden biri olarak, zengin bir inanç turizmi potansiyeli sunmaktadır. Hıristiyanlık tarihinde büyük öneme sahip ve dünyanın ilk mağara kilisesi olarak kabul edilen Saint Pierre Kilisesi, Müslümanlar için önemli olan Habib-i Neccar Camii ve Ortodoks, Katolik kiliseleri gibi dini yapılar, farklı inançlara mensup ziyaretçiler için önemli hac noktalarıdır. Şehir merkezinde kısa bir yürüyüşle farklı dinlere ait ibadethaneleri ziyaret edebilir, Hatay'ın yüzyıllardır sürdürdüğü barış içinde bir arada yaşama kültürünün manevi atmosferini deneyimleyebilirsiniz.
7. Geleneksel Antakya Evleri ve Özgün Mimari
Hatay'ın merkezi Antakya'nın tarihi dokusu içinde yer alan geleneksel evleri, taş işçiliği, avlulu yapısı ve özgün mimarisiyle Anadolu'nun en iyi korunmuş sivil mimari örnekleri arasındadır. Genellikle iki katlı olan bu evlerin iç avluları (hayat), yüksek duvarlarla çevrili olup, ailelerin mahremiyetini korurken aynı zamanda sosyal yaşamın merkezi olarak işlev görmekte, sıcak yaz günlerinde doğal bir serinlik sağlamaktadır. Son yıllarda restore edilerek butik otel veya restoranlara dönüştürülen bazı tarihi Antakya evlerinde konaklayarak veya yemek yiyerek, orijinal dokusunu koruyan bu mekanlarda geçmişle bağ kurabilir, taş duvarlara ve ahşap işçiliğine sinmiş yüzyılların hikayesini deneyimleyebilirsiniz.
8. Geleneksel El Sanatları ve Otantik Alışveriş Deneyimi
Hatay'ın tarihi çarşıları, geleneksel el sanatlarının hala yaşatıldığı, otantik alışveriş deneyimi arayanlar için eşsiz bir destinasyondur. İpekli dokumalar, bakır işlemeciliği, defne sabunu, Antakya biberi, zahter karışımı ve yerel üretim zeytinyağı gibi yöreye özgü ürünleri doğrudan ustalarından veya yerel üreticilerinden satın alabilirsiniz. Uzun Çarşı'da dolaşırken taş duvarlara sinmiş tarihin kokusunu içinize çekerken, nesillerdir aynı dükkanda aynı zanaatı sürdüren ustaların hikayelerini dinleyebilir, sadece ürünleri değil aynı zamanda kültürel bir mirası da eve götürebilirsiniz.
9. Titus Tüneli, Beşikli Mağara ve Antik Mühendislik Harikası
Hatay'ın Samandağ ilçesinde bulunan Titus Tüneli, Roma İmparatoru Vespasianus ve oğlu Titus döneminde inşa edilmiş, antik dünyanın mühendislik harikalarından biridir. MÖ 1. yüzyılda dağdan gelen sel sularını kontrol etmek için tamamen insan gücüyle kayaları oyarak yapılan bu tünel, 1380 metre uzunluğa sahip olup, dönemin teknik imkanlarıyla böyle bir yapının nasıl inşa edildiğini düşündüren etkileyici bir mühendislik başarısını temsil etmektedir. Tünelin yakınındaki Beşikli Mağara'da bulunan kaya mezarları ve kabartmalar, Roma döneminden kalan önemli kalıntılar arasında yer alarak, bölgenin zengin arkeolojik mirasına dair ipuçları sunmakta, tarih meraklıları için keşfedilmeyi bekleyen nadide eserler arasındadır.
10. Amik Ovası'nın Bereketli Toprakları ve Tarım Turizmi
Hatay'ın kalbi niteliğindeki Amik Ovası, Türkiye'nin en verimli tarım alanlarından biri olarak, narenciye bahçeleri, zeytin ağaçları ve çeşitli meyve-sebze üretimiyle ziyaretçilerine eşsiz bir tarım turizmi deneyimi sunmaktadır. Bölgede gelişmekte olan çiftlik turizmi sayesinde zeytinyağı üretim sürecini izleyebilir, mevsimsel meyve hasadına katılabilir veya organik tarım uygulamalarını yakından gözlemleyebilirsiniz. Ovanın farklı köylerini gezerken yerel çiftçilerle tanışabilir, taze ürünleri tadabilir ve Hatay mutfağının temelini oluşturan organik malzemelerin doğrudan kaynağını keşfederek, gastronomi yolculuğunuzu tamamlayabilirsiniz.
Hatay Müze ve Tarihi Yapı Önerileri
Hatay, Türkiye'nin güneydoğusunda yer alan ve binlerce yıllık tarihi boyunca 23 farklı medeniyete ev sahipliği yapmış eşsiz bir şehirdir. Zengin tarihi ve kültürel mirası, müzeleri, ören yerleri ve ibadethaneleriyle Hatay, adeta bir açık hava müzesi niteliğindedir. Özellikle Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en zengin mozaik koleksiyonlarından birine sahip olmasıyla ön plana çıkmakta, Roma ve Bizans dönemlerinin sanatsal ve kültürel zenginliğini ziyaretçilerine sunmaktadır.
Hatay aynı zamanda üç semavi dinin bir arada barış içinde yaşadığı önemli bir inanç turizmi merkezidir. Hristiyanlığın ilk dönemlerinden kalma Saint Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii ve farklı mezheplere ait ibadethaneler, hoşgörü ve bir arada yaşama kültürünün sembolü haline gelmiştir. Kentin tarihi sokakları, geleneksel Antakya evleri, çarşıları ve hanları, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin harmanlandığı bu toprakların zengin mimari dokusunu yansıtmaktadır.
Hatay'ın tarihi ve kültürel değerlerinin yanı sıra doğal güzellikleri de oldukça dikkat çekicidir. Harbiye Şelaleleri, Samandağ plajları ve Amik Ovası'nın bereketli toprakları, ziyaretçilerine eşsiz bir doğa deneyimi sunmaktadır. Öte yandan, Hatay mutfağı UNESCO tarafından gastronomi şehri unvanına layık görülerek dünya çapında üne kavuşmuştur. Yüzlerce yöresel lezzeti bünyesinde barındıran Hatay mutfağı, farklı kültürlerin sentezini yansıtan eşsiz bir gastronomi mirası olarak kabul edilmektedir.
2023 yılında yaşanan deprem felaketi, Hatay'ın tarihi ve kültürel mirasının korunmasının önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kentin yeniden ayağa kalkma sürecinde, tarihi yapıların restorasyonu, müzelerin modernizasyonu ve kültürel değerlerin yaşatılması büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve halkın ortak çabası, Hatay'ın eşsiz kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasında kilit rol oynayacaktır.
Sonuç olarak Hatay, sahip olduğu zengin tarihi, kültürel ve doğal değerleriyle Türkiye'nin en önemli turizm destinasyonlarından biridir. Farklı medeniyetlerin, dinlerin ve kültürlerin binlerce yıldır bir arada yaşadığı bu eşsiz coğrafya, insanlığın ortak mirasına ışık tutan bir hoşgörü ve barış sembolü olarak tüm dünyaya örnek teşkil etmektedir. Hatay'ın kültürel zenginliklerini koruyarak geleceğe taşımak, kentin sürdürülebilir kalkınması ve dünya barışına katkısı açısından büyük önem arz etmektedir.
Hatay: Medeniyetlerin Kavşağında Tarih ve Kültür Mirası
Hatay, Anadolu'nun en kadim şehirlerinden biri olarak, 23 farklı medeniyete ev sahipliği yapmış ve bu zengin tarihi mirasını günümüze kadar taşımayı başarmıştır. Akdeniz'in doğu kıyısında stratejik konumuyla Hitit, Asur, Pers, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük imparatorlukların izlerini taşıyan bu topraklar, dünyanın en zengin arkeolojik hazinelerinden birine sahiptir. Özellikle Hatay Arkeoloji Müzesi, dünyanın en geniş mozaik koleksiyonlarından birini barındırması ve "Defne'nin Kaçışı", "Dört Mevsim", "Okeanos ve Tethys" gibi ünlü mozaikleriyle sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da en önemli müzelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Hatay, üç semavi dinin bir arada yaşadığı hoşgörü şehri olarak, inanç turizmi açısından eşsiz bir değere sahiptir. Hristiyanlığın ilk yayıldığı merkezlerden biri olan bölgede bulunan St. Pierre Kilisesi, dünyanın ilk mağara kiliselerinden biri olarak kabul edilmekte ve Vatikan tarafından hac yeri ilan edilmiş durumda, her yıl dünyanın dört bir yanından gelen binlerce Hristiyan ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Habib-i Neccar Camii, Arap yarımadası dışında inşa edilen ilk camilerden biri olarak İslam tarihi açısından büyük önem taşırken, farklı mezheplere ait kiliseler, sinagoglar ve camiler yan yana bulunarak Hatay'ın çok kültürlü kimliğinin en somut ifadesini oluşturmaktadır.
Hatay mutfağı, 2017 yılında UNESCO tarafından "Gastronomi Şehri" unvanı verilmiş ve 600'den fazla yerel lezzetiyle Türkiye'nin gastronomi başkenti olarak kabul edilmektedir. Künefe, humus, oruk, zahter, Hatay kebabı gibi eşsiz tatlar, Arap, Türk, Ermeni ve Yahudi mutfaklarının harmonisini yansıtarak, binlerce yıllık kültürel etkileşimin damakta bıraktığı izleri sunmaktadır. Uzun Çarşı'daki geleneksel restoranlarda veya yerel ustalara ait küçük lokantalarda tadılabilecek her lokma, Hatay'ın köklü tarihini ve medeniyetler mozaiğini yansıtan bir gastronomi yolculuğuna dönüşmekte, ziyaretçilere sadece bir tat deneyiminin ötesinde kültürel bir miras sunmaktadır.
Hatay'ın doğal güzellikleri arasında yer alan Harbiye Şelaleleri, mitolojide Daphne olarak bilinen bölgede irili ufaklı onlarca şelalesiyle doğa tutkunları için vazgeçilmez bir durak oluşturmaktadır. Samandağ ilçesindeki 14 kilometre uzunluğundaki el değmemiş kumsallar, Caretta caretta ve Chelonia mydas deniz kaplumbağalarının en önemli yuvalama alanlarından biri olarak ekolojik öneme sahiptir. Titus Tüneli ve Beşikli Mağara gibi antik mühendislik harikaları, Roma döneminin teknik becerilerini gözler önüne sererken, Amik Ovası'nın bereketli toprakları tarım turizmi için ideal koşullar sunarak, Hatay'ın doğal ve tarihi zenginliklerini tamamlamaktadır.
2023 yılında yaşanan büyük deprem felaketinden ciddi şekilde etkilenen Hatay, tüm zorluklara rağmen kültürel mirasını korumaya ve ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir. Kentin yeniden ayağa kalkma sürecinde, tarihi yapıların restorasyonu, müzelerin modernizasyonu ve kültürel değerlerin yaşatılması büyük önem taşımaktadır. Farklı medeniyetlerin, dinlerin ve kültürlerin binlerce yıldır bir arada yaşadığı bu eşsiz coğrafya, insanlığın ortak mirasına ışık tutan bir hoşgörü ve barış sembolü olarak tüm dünyaya örnek teşkil etmekte, geleneksel mimarisi, el sanatları, gastronomi kültürü ve misafirperver insanlarıyla ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunmaktadır.