Mardin’in Suriye sınırında yer alan Oğuz Köyü'nde bulunan Dara Mezopotamya Harabeleri, bu toprakların köklü tarihini gün yüzüne çıkaran bir ören yeri. Medeniyetlerin buluşma yeri olan Mezopotamya’nın her taşının altından bir kalıntı çıktığı söylentisi, bu harabeler sayesinde doğruluğunu kanıtlıyor. Oğuz Köyü’nde bulunan Dara Antik Kenti’ni mutlaka seyahat planınıza eklemenizi öneriyorum. 500’lü yıllarda kurulan bu kentin atmosferine şahit olmak için pazartesi hariç her gün saat 09:30 ile 18:30 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz.
Mezopotamya birçok kavim ve imparatorluk görmüş çok kadim bir bölge. Nusaybin yolu üzerinde bulunan Dara Antik Kenti, bu tarihi ve kültürel zenginliğe en yakından şahit olmanızı sağlıyor. Kent 500’lü yıllarda Doğu Roma İmparatorluğu tarafından kurulmuş. İmparator Anastasius’un Sasani saldırısından korunmak amaçlı yaptırdığı bu karakol kent son derece korunaklı bir yapıya sahip. Şehrin genelinde bulunan tüm binalar kayaların içerisine oyularak yapılmış. Bu da o zamanki şartlara göre büyük bir sabır ve emek isteyen bir süreçmiş.
Dara Mezopotamya Harabeleri’nin çevresinde bulunan 4 kilometrelik görkemli sur dikkatleri çekiyor. Antik kenti dışarıdan gelecek tehlikelere karşı korunmak için yaptırılmış olan surlar günümüzde hâlâ sağlamlığını koruyor. Şehrin içerisinde geniş bir çarşı, kilise, zindan ve tophane gibi bölümler bulunuyor. Bu kalıntıları görmek ve antik kentin atmosferinde dolaşmak insana sanki tarihin tozlu sayfaları arasına karışmış gibi hissettiriyor.
Dara Antik Kenti’nin girişinde bir otopark bölümü mevcut. Bu sayede arabanızı nereye park edeceğinizi düşünmek zorunda kalmıyorsunuz. Tüm harabeleri dolaşmak yaklaşık olarak iki saat sürüyor. Eğer Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devleti’nden kalma eserleri görmek ilginizi çekiyorsa Dara Mezopotamya Harabeleri’ne mutlaka uğramalısınız.