Çanakkale’nin Trakya’daki iki ilçesinden biri olan Gelibolu, Çanakkale Boğazı ile Saros Körfezi’nin arasında konumlanıyor. Avrupa kıtasının güneydoğu tarafındaki son kara parçası olma özelliğine de sahip olan bu ilçe, hem doğal güzellikleri hem de tarihi değerleri açısından çok kıymetli. İlçeye kara yolunun yanı sıra feribotla da ulaşım sağlanabildiği için, yılın her döneminde hem yerli hem de yabancı turistlerden yoğun ilgi görüyor. Üzerinde bulunduğu yarımadayla aynı ismi taşıyan Gelibolu, Çanakkale Savaşları’ndan günümüze dek ulaşan birbirinden etkileyici ve dokunaklı izlere de ev sahipliği yapıyor.
Güzel ve iyi şehir anlamına gelen Galli Polis sözcüğünden türeyen Gelibolu, tarihte ilk olarak Hitit İmparatorluğu’nun parçalanmasının ardından Friglerin ve Lidyalıların Anadolu’ya geçişleriyle önem kazanmış. M.Ö. 545 tarihinde Lidyalıların Perslere yenilmesi sonucunda, Persler Çanakkale Boğazı’nın çevresinde hakimiyet kurmayı başarmış. İlerleyen süreçte Gelibolu; Sparta, Makedonya, Bergama, Roma, Bizans ve Türk medeniyetlerine de ev sahipliği yapmış. Avrupa ve Asya arasındaki önemli bağlantı noktalarından birini oluşturması sebebiyle, tarih boyunca stratejik açıdan hep büyük önem taşımış.
Tarihçesinin Troya kadar eskiye uzandığı tahmin edilen Gelibolu, Çanakkale Savaşları sırasında bombalanarak ciddi tahribata uğramış. 4 Ağustos 1920 tarihinde bu bölgede başlayan Yunan işgali, 3 Ekim 1922 tarihine kadar devam etmiş. 1926 yılında ilçe merkezi statüsü kazanan Gelibolu’da Gelibolu Kalesi ve Piri Reis Müzesi, Gelibolu Mevlevihanesi, Kasaboğlu Ali Bey Hamamı, Gelibolu Savaş Müzesi ve Kömür Limanı gibi birçok keşif durağı yer alıyor.