Antalya’nın Demre ilçesi, ülkemizin en görkemli ören yerlerinden biri olan Myra Antik Kenti’ne ev sahipliği yapıyor. Antik Myra’nın Çayağazı isimli bölgesinde bulunan harabelerin ise Myralılara ait olup olmadığı uzun yıllar boyunca tartışılmış. Yapılan son araştırmalar ise nihayet bu kalıntıların bağımsız bir yerleşim yerine değil, Myra’nın liman bölgesi olan Andriake’ye ait olduğunu saptamış. Andriake Ören Yeri olarak adlandırılan bu bölgede de günümüzde Likya Uygarlıkları Müzesi yer alıyor. Likya Uygarlıkları Müzesi’nin hem Likya Birliği’ni oluşturan kentlerin adlarıyla isimlendirilen kapalı sergi salonları hem de açık hava müzesi olarak düzenlenen alanları mevcut. Müzeyi yalnızca Myra’yı ya da Andriake’yi değil; tüm Likya kentlerini daha yakından tanımak amacıyla gezebiliyorsunuz.
Haftanın her günü ziyarete açık olan ve MüzeKart’ın da geçerli olduğu Likya Uygarlıkları Müzesi, bölgede yapılan kazılarda ele geçen eserlere ve kalıntılara ev sahipliği yapıyor. Müzenin en önemli parçalarından biri, M.S 129 yılına tarihlenen Granarium, yani antik çağdan kalma tahıl ambarı. 2016 yılından beri restore edilmiş haliyle hizmet vermeyi sürdürüyor. Kapalı sergi alanlarında Likya halklarının ekonomik ve sosyal hayatına, inançlarına, dillerine, dinlerine ve sanatla olan ilişkilerine dair ipuçları veren birçok eserle karşılaşabiliyorsunuz. Açık hava bölümde ise 2009 yılından beri bölgede Prof. Dr. Nevzat Çevik’in önderliğinde sürdürülen kazı çalışmalarıyla ortaya çıkarılmış kalıntılar bulunuyor.
Söz konusu kalıntılar arasında en dikkat çeken yapılar liman, hamam, kilise, mezarlıklar ve çarşı. Ayrıca, yine bu bölümün liman tarafında Roma ticaret gemisinin sergilendiğini de görebiliyorsunuz. Anıtlar ve dükkanlar restorasyon çalışmasından geçirildikleri için oldukça iyi durumdalar. Nero döneminden kalan gümrük yazıtı da antik liman görünümünü tamamlayan en önemli detaylardan biri.