Afyonkarahisar ya da halk arasında kullanılan kısa ismiyle Afyon, çok zengin bir tarihi mirasa sahip. Gerek Frig Vadisi’nin bir bölümünü sınırları içinde barındırması gerekse Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden günümüze ulaşan birçok tarihi yapıya ev sahipliği yapması sayesinde, tarih ve arkeoloji meraklıları için adeta bir keşif cenneti. Afyonkarahisar Ulu Camii de kentin en ünlü tarihi ibadethanelerinden biri. Bu tarihi cami, 1272-1277 yılları arasında, yani Anadolu Selçukluları döneminde Sancak Beyi Nusretiddin Hasan tarafından Mimar Emir Hacı Bey’e inşa ettirilmiş. Ahşap direkli ve kirişli mimarisiyle Selçuklu döneminin en önemli yapılarından biri olarak varlığını koruyor. İsmi, bazı kaynaklarda “Kırk Direkli Cami” olarak da geçiyor.
İnşasında 5 sıra halinde yerleştirilmiş 40 ahşap sütun kullanılmış olan Afyonkarahisar Ulu Camii, ahşap başlıklar ve geometrik süslemelerle daha da görkemli bir görünüme kavuşturulmuş. Caminin mermer mihrabı da 3 sıra halinde altın yaldızlı Ayet-el Kürsi ile süslenmiş. Minber kısmı ahşaptan ve Selçuklu dönemi oymacılık sanatının en güzel örneklerinden birini temsil ediyor.
Afyonkarahisar Ulu Camii’nin doğuya, batıya ve kuzeye açılan üç kapısı var. Özellikle Selçuklu tarzı ahşap işçilikle bezenmiş iki kanatlı minber kapısı, üzerinde yer alan yazıtlarla ve ustalıklı işçiliğiyle görülmeye değer. Tarih boyunca çok sayıda onarımdan geçirilmiş olan tarihi ibadethane, son olarak 2006 yılında kapsamlı bir restorasyonla turizme kazandırıldı. Çatı yapısı da bu esnada değişikliğe uğradı, başlangıçta toprak damla kaplı olan üst örtü, günümüzde bakır kaplı piramidal bir çatı şeklinde karşımıza çıkıyor. Afyonkarahisar Ulu Camii, 2023 yılından beri UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde de yer alıyor. Eğer yolunuz Afyon’a düşerse, bu görkemli ve tarihi ibadethaneyi yakından inceleme fırsatını kaçırmamanızı tavsiye ederiz.